Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Algı yönetiminde psikiyatrik bakış açısı

Collapse
X
  •  
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Algı yönetiminde psikiyatrik bakış açısı

    Insan beyninin evoke potansiyellerle de uyarılma ile de yani hesaplanmış 3 değerlendirme sistemi vardır. 1.50 ms de algısal negatif tepki 2.200 ms de negatif tepki 3.300 ms de pozitif tepki. Yanı akıl tepkisi. Maalesef son yıllarda sadece işte algı yönetimi denilen şey budur tepkiler 50 ms üzerinden işliyor. Genelde psikiyatri hastalarındaki sorun da budur. Hem bu dalgaların süreleri değişir ki genelde negatif dalgalar kısalır ki algısal ve duygusal tepkiler artar (ilk görüşte ya ıyi doktor ya da kötü doktor olursunuz vs), pozitif tepkiler uzar (düşünceyi devreye sokmak bir süre sonra olur. Istisnasiz neredeyse hastaların çoğu bir süre sonra tabi görüşmelere devam ederse ben sizi çok yanlış tanımışım bazen de siz çok değiştiniz şeklinde geri bildirimler alırım. Bu insan beyninin işleyişi ile ilgili bir durumdur) . Son 20 yılda dünya da adeta batının en kızlı silah çeken kovboyları gibi insanların algısal ve duygusal davranmaları istenmektedir. Oysa insan doğası algısal ve duygusal tepkiler ötekinin yönlendirmesi altındadır. Son zamanlarda grupta olan biten yazılanları da bu acidan bakmak gerek diye düşünüyorum. Bu acıdan bakilinca; 1.Son 20 yılda Tabip odaları, Barolar Birliği gibi kurumlar algısal ve duygusal tepkilerle insanların gözünde bir yerde. Hatta bu hekimler için de böyle. Korona salgının dan sonra göreceğiz. Eroin bağımlısı yakınını illa görmek için daha dün bana hastanın abisi doktor bey bu kadar para veriyoruz benim görme hakkım var dedi. Hayır deseydim beyaz kod vermek zorunda kalacaktım. Vs... 2.Belli bazı diğer kurum ve insanlar "kutsal" hâle getirildi adeta. Bunlar da başta politikacılar, din adamları vs.. Hangi gruptan olursa olsun burada ayrım yapmıyorum. SONUÇ 1.En küçük bir eleştiri artık HAKARET algılanıyor. Yanı din adamı ile ilgili birşey soylediginizde din düşmanı Vs, Tabip odası ile ilgili birşey soylediginizde "düzenin adami" vs gibi bir etiket alabiliyorsunuz.. 2.Bu durumlar tabi karşılıklı Algısal bakan birine düşünsel cevap vermek zor.. Ornegin eskiden sabah hastaneye erken gitmek düşünsel olarak disiplin ve değerdi şimdi erken gitmek af edersiniz enayilik şeklinde degerlendirilebiliyor. 3.Çatışmaların kökeninde "Düşünsel" süreçlerin devre dışı kalması temel etkenlerden biri. Bu durum kolay kolay da cozunlenmeyecek gibi. (Iki yüz yıl sonra insan beyni yeniden evrimlesecek. Bu 200 yıl espirisi de biliyorsunuz tek gen mutasyonu için 200 yıl gerekiyor. Ama günümüzde epigenetik diye de bir şey kabul ediliyor. Umut onda...!). Özcesi esasında kimsenin kimseyi aşağıladığı yok. Ne din adamları aşağılanıyor ne de başka şeyler. Sadece algılarımız son 20 yılda değişti. Bize uymayan kötü geliyor. Grupta olan biten de bu. Hatta bu keskinlik 1980 öncesinden daha olumsuz diye yorumluyorum. 12 mahkelerinde yargılanmış işkence görmüş hatta darbeye karsi geldiği için hüküm giymiş sonra hasbel kader hayatını toparlayabilmiş biri olarak bunu söylüyorum. Yıllar sonra ki 2005 yılı ile Rahmetli Kenan Evren ile bir nikah şahitliği masasında olma durumu olduğunda kendisine süreçle ilgili birşey söylemeye çalışmıştım. Tabi ortamın etkisi ile çok konuşamadan bitti görüşme.. Bu dönem de neler oluyorsa bu grupta da bunlar var. Ancak 1 veya 2 sınıfa dönünce grup yine birleşiyor. Bu güzel bir şey.. Grubun bu yönünü seviyorum. Herkes istediğini uygun dille dile getirebilmeli. Bizi bu geliştirir.. Ben hep düşünce insanı oldum. Ya şiirler ya da düşünce yazıları yazıyorum. Tabi 1 ve 2 sınıf ortaklığının olmaması da etken burada.. Yazı uzun oldu. Zamanı olan okuyabilir. Yazım özelde kimseye değil ama herkesin düşüncesine gelsin. Ben düşüncede karamsar olsam da irade de iyimserim. Hâlâ 07 veya 7 30 gibi bir psikiyat olarak hastanedeyim pek hasta olmasada. 200 yıl sonrasından umutluyum. Bugün için hiçbir siyasi görüşe özel bir sempatim yok. Kendimle kompati halindeyim (yaşa rağmen! hep kaybediyorum!....) , diğer insanları da anlamaya çalışıyorum (empatik yaklaşım, yapamasam da devam).... Son Söz. Herşey görece.. Öyle alıştığımız için ters geliyor tepki veriyoruz... Sağlıklı günler.. Sevgi ve Saygılarımla....

  • #2
    Geri bildirimler için tesekkurler. Herşey insana birşeyler öğretiyor. O dönemin kayıpları dışında 1998 yılında bir yutdışı kongre için pasaport alırken biraz ugrastirdilar. Onun dışında çok sorun da yaşamadım esasında. Evet 15 yaşlarında böyle şeylere maruz kalmak travma ama. Damadını öldüren kişi ile ceza evinde aynı yatakta yatmak 15 yaşında insana çok sey de öğretiyor (Bu arada Sayın cumhurbaşkanımız da mekan farklıydı ama isim olarak aynı Pınarhisar cezaevi böyle de bir ortaklik var). Ben Erzurum dan nakil gelince- ki 2. Sınıfta gelip tekrar donmüştum- 1 yıl Tayfur Ömer Oktay ve Rahmetli Erol ile aynı evde kaldık. Dünya görüşlerimiz bambaşka insanlardık ama özellikle Tayfur ve Ömer ile yaşamla ilgili hiç çok konuda "derin" paylaşımlar yapabiliyorduk. Kendilerine buradan teşekkür ediyorum. Oktay da alınmasın tabi. Ama o "düşünce" paylaşımlarına katılmazdı. Rahmetli Erol da anlaşılmazdı. Tanrıların Arabaların dan çok bahsederdi hatırladığım. Ben hep derin felsefi ve muhalif bir kimlikle paylaşım yapardım ama hemen hiç birbirimizi kırmadık diye hatırlıyorum. Günümüzde bunlar çok farklı oldu. Tabi çocuklarımıza güveniyoruz ama algısal boyutta yaşanıyor artık ilişkiler gibime geliyor... Bir örnek vermek istiyorum. Istanbul Tabip Odasi Başkanı kişi olarak yakından tanıdığım birisi. Insan olarak buradaki herkes gibi belki. Ama Tabip odası kimliğinin yapabileceği pek fazla bir şey de yok gibi geliyor bana. Diyanet işleri başkanının açıklaması ne olursa olsun benv Yine Kaptirdim uzadı.. Herkese sağlıklı günler..

    Yorum yap


    • Guest's Avatar
      Misafir yorumladı
      Yorumu Düzenleme
      Yazı bölündü Diyanet işleri başkanının açıklaması ne olursa olsun bence Tabip odası bununla ilgili yorum yapmamalı ama tam tersi de geçerli olmalı.. Bu konulardan çatışma değil birikimle çıkılmalı.. Böyle olduğumuzda muhtemelen hayat daha yaşanılır olacaktır.. Tabi 200 yıl sonrasında... Saygı ve segilerimle.

    • Guest's Avatar
      Misafir yorumladı
      Yorumu Düzenleme
      Yazın için çok teşekkürler. Sanırım biz ortaokulda ağaçlarda sallanırken, sen siyasi olayların içinde yer almışsın. Zira 12 Eylül 1980 bizim tam liseye başladığımız yıl oldu. Kırklareli'nde Atatürk Lisesi ve Ticaret Lisesi öğrencilerinin her hafta eylem yaptığını biliyorum. Ancak ortaokulları bu olaylardan uzak tuttu yöneticiler. Senin adına üzüldüm. Şansız bir döneme denk gelmiş. Biz ortaokulda olduğumuz için kurtarmıştık. Zaman Zaman iyi ki lisede değilmişim diye düşünürüm. Geçmiş olsun.

  • #3
    Bir meslek grubu dünya da dünya değerleri ile tutmaya çalışıyor diğer grup mukadderatcı öte dünyayı özendirmeye çalışıyor. Dolayısı ile bu iki grup böylesi olağanüstü durumlarda sitokin fırtınası sendromu misali olup çıkıyor. Pozitif düşünce ve diğeri çatışıyor. Toplumumuz bu çatışmaları son yüzyıl özelinde pek yaşamadığı için hep hafizalar boş kalıyor. Aynı syler hukuk çalışanlarınin kafa karışıklığı ayrıca...

    Yorum yap


    • #4
      [QUOTE=Misafir;n479]Insan beyninin evoke potansiyellerle de uyarılma ile de yani hesaplanmış 3 değerlendirme sistemi vardır. 1.50 ms de algısal negatif tepki 2.200 ms de negatif tepki 3.300 ms de pozitif tepki. Yanı akıl tepkisi. Maalesef son yıllarda sadece işte algı yönetimi denilen şey budur tepkiler 50 ms üzerinden işliyor. Genelde psikiyatri hastalarındaki sorun da budur. Hem bu dalgaların süreleri değişir ki genelde negatif dalgalar kısalır ki algısal ve duygusal tepkiler artar (ilk görüşte ya ıyi doktor ya da kötü doktor olursunuz vs), pozitif tepkiler uzar (düşünceyi devreye sokmak bir süre sonra olur. Istisnasiz neredeyse hastaların çoğu bir süre sonra tabi görüşmelere devam ederse ben sizi çok yanlış tanımışım bazen de siz çok değiştiniz şeklinde geri bildirimler alırım. Bu insan beyninin işleyişi ile ilgili bir durumdur) . Son 20 yılda dünya da adeta batının en kızlı silah çeken kovboyları gibi insanların algısal ve duygusal davranmaları istenmektedir. Oysa insan doğası algısal ve duygusal tepkiler ötekinin yönlendirmesi altındadır. Son zamanlarda grupta olan biten yazılanları da bu acidan bakmak gerek diye düşünüyorum. Bu acıdan bakilinca; 1.Son 20 yılda Tabip odaları, Barolar Birliği gibi kurumlar algısal ve duygusal tepkilerle insanların gözünde bir yerde. Hatta bu hekimler için de böyle. Korona salgının dan sonra göreceğiz. Eroin bağımlısı yakınını illa görmek için daha dün bana hastanın abisi doktor bey bu kadar para veriyoruz benim görme hakkım var dedi. Hayır deseydim beyaz kod vermek zorunda kalacaktım. Vs... 2.Belli bazı diğer kurum ve insanlar "kutsal" hâle getirildi adeta. Bunlar da başta politikacılar, din adamları vs.. Hangi gruptan olursa olsun burada ayrım yapmıyorum. SONUÇ 1.En küçük bir eleştiri artık HAKARET algılanıyor. Yanı din adamı ile ilgili birşey soylediginizde din düşmanı Vs, Tabip odası ile ilgili birşey soylediginizde "düzenin adami" vs gibi bir etiket alabiliyorsunuz.. 2.Bu durumlar tabi karşılıklı Algısal bakan birine düşünsel cevap vermek zor.. Ornegin eskiden sabah hastaneye erken gitmek düşünsel olarak disiplin ve değerdi şimdi erken gitmek af edersiniz enayilik şeklinde degerlendirilebiliyor. 3.Çatışmaların kökeninde "Düşünsel" süreçlerin devre dışı kalması temel etkenlerden biri. Bu durum kolay kolay da cozunlenmeyecek gibi. (Iki yüz yıl sonra insan beyni yeniden evrimlesecek. Bu 200 yıl espirisi de biliyorsunuz tek gen mutasyonu için 200 yıl gerekiyor. Ama günümüzde epigenetik diye de bir şey kabul ediliyor. Umut onda...!). Özcesi esasında kimsenin kimseyi aşağıladığı yok. Ne din adamları aşağılanıyor ne de başka şeyler. Sadece algılarımız son 20 yılda değişti. Bize uymayan kötü geliyor. Grupta olan biten de bu. Hatta bu keskinlik 1980 öncesinden daha olumsuz diye yorumluyorum. 12 mahkelerinde yargılanmış işkence görmüş hatta darbeye karsi geldiği için hüküm giymiş sonra hasbel kader hayatını toparlayabilmiş biri olarak bunu söylüyorum. Yıllar sonra ki 2005 yılı ile Rahmetli Kenan Evren ile bir nikah şahitliği masasında olma durumu olduğunda kendisine süreçle ilgili birşey söylemeye çalışmıştım. Tabi ortamın etkisi ile çok konuşamadan bitti görüşme.. Bu dönem de neler oluyorsa bu grupta da bunlar var. Ancak 1 veya 2 sınıfa dönünce grup yine birleşiyor. Bu güzel bir şey.. Grubun bu yönünü seviyorum. Herkes istediğini uygun dille dile getirebilmeli. Bizi bu geliştirir.. Ben hep düşünce insanı oldum. Ya şiirler ya da düşünce yazıları yazıyorum. Tabi 1 ve 2 sınıf ortaklığının olmaması da etken burada.. Yazı uzun oldu. Zamanı olan okuyabilir. Yazım özelde kimseye değil ama herkesin düşüncesine gelsin. Ben düşüncede karamsar olsam da irade de iyimserim. Hâlâ 07 veya 7 30 gibi bir psikiyat olarak hastanedeyim pek hasta olmasada. 200 yıl sonrasından umutluyum. Bugün için hiçbir siyasi görüşe özel bir sempatim yok. Kendimle kompati halindeyim (yaşa rağmen! hep kaybediyorum!....) , diğer insanları da anlamaya çalışıyorum (empatik yaklaşım, yapamasam da devam).... Son Söz. Herşey görece.. Öyle alıştığımız için ters geliyor tepki veriyoruz... Sağlıklı günler.. Sevgi ve Saygılarımla....[/QUOTE]

      yazdıklarına atfen ben hayatımın en büyük derslerinden birini Kanada da yaşadığım dönemde aldım; biz toplum olarak çok fevri yapıya sahibiz ve anlık tepkilerle reaksiyon veriyoruz,oradaki topluma verilen öğreti ne kadar kızarsanız kızın içinizden enaz 10 a kadar sayıp öyle cevap verin bu yazılı bir metinse hiç değilse bir 30 dk durun ve ondan sonra cevap yazın derlerdi hep ,bu benim için çok şey değiştirdi,anlık tepkiler oek çok zaman geri dönüşü olmayan kalp kırıklıkkarına sebep olur

      Yorum yap

      Daha önce girdiğiniz içerik kayıt edilmiştir.içeriği geri yükle yada Sil.
      Auto-Saved
      Frown :( Big Grin :D Confused :confused: Embarrassment :o Smile :) Stick Out Tongue :p Mad :mad: Wink ;) Roll Eyes (Sarcastic) :rolleyes: Cool :cool: EEK! :eek:
      x
      Insert: Thumbnail Small Medium Large Fullsize Sil  
      x
      Hazırlanıyor...
      X