Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Dini inanç tartışmaları

Collapse
X
  •  
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Dini inanç tartışmaları

    En'am suresi 92.ayet;Bu kitap ümmül kura(mekke) ve çevresindekileri uyarman için indirilmiştir.Yani bizleri ilgilendirmiyor.Kitap açıkca söylüyor.Hala anlamıyorlar.
    arapçada bir kelimenin 20 anlamı vardır bu yüzden bir sürü yanlış cevırı olmustur mesela en am suresı 92.ayet "Ve hâzâ kitâbun enzelnâhu mubârekun musaddıkullezî beyne yedeyhi ve li tunzire ummel kurâ ve men havlehâ vellezîne yuminûne bil âhireti yuminûne bihî ve hum alâ salâtihim yuhâfizûn" der yani "92- Her varlığı, içinde bereket taşıyıcı bir kitap olarak sunduk. Ki ondaki hakikatler dosdoğrudur. Sana uyanlara ve beldelerinde oturanlara ve bütün her yerde olan kimselere; geldikleri özü bildirmen, hakikatleri açıklayıp uyarman için sunduk. İman eden kimseler; sonlarına da, sunulan hakikatlere de inanırlar ve onlar Hakk’a bağlılıklarını her an muhafaza ederler" yani mekke ve cevresındekılerı sadece dıye bır laf gecmemektedır
    O yirmi anlam sonradan geniş bir coğrafyaya yayıldıktan sonra olmuş.Kureyş arapçasına bakarak değerlendirilir.Yoksa anakronitik açıklama yapmış olursun, saçma olur.
    Ümmül kurra o dönem mekke için kullanılan bir ifade.
    umme : aslı, esası, ana, asliyetleri, geldikleri öz,
    el kura : belde, köy, bulundukları yer Bunu demek ıstıyorsun sanırım
    Şehirlerin anası=mekke
    Kur’an-ı Kerim tabi ki bütün insanlar için indirilmiştir. Hz. Peygamberin (sav) mektupları, İslamın bir kabile için olmadığının kesin bir delilidir.
    Tartışmanın kaynağı diyalogtur.Diyalektik yöntem oradan gelir.Bugün bilimin ve bilginin kaynağı o diyaloglar yani kısır tartışmalardır.Felsefenin kurucusu Platon'un yöntemidir.Tartışma olmadan fikir alışverişi ve ilerleme olmaz.Tartışmadan ancak despotizmin olduğu coğrafyalarda korkulur.Aman saygı duyallım ses etmeyelim mantığı insanın önündeki en önemli gelişme engelidir.Herkes bulduğu her platformda fikirlerini özgürce ifade etmelidir.Korkaklıkla bir yere varılmaz.Dünya tarihi bunun örnekleriyle doludur.Tartışmaktan fikir alışverişinden zarar gelmez.Sonuç can sıkıcı olabilir ama yararlıdır.
    Günaydın. Kendi adıma söyleyeyim; buradaki tartışmalardan çok faydalanıyorum. Dini bilgilerim zayıftır, onun için din konulu tartışmalara girmem. Açıp din kitabı okuyacak vaktim de yok, ilgim de yok. Burası özet oluyor, iyi oluyor. Katkı sunan tüm arkadaşlara teşekkür ederim.
    Her yaşta mantıklı açıklamalarla , bilimsel ispatlarla ikna edilebilir olmak, sabit fikre demir atmayıp, yanlışta olsa benim tezim doğrudur diye diretmeyip bilgi giriş çıkışına eşit şans vermek büyük bir erdem ve bu gruptaki tartışmalar, özgür düşünceye saygı muhteşem bir seviye.
    Uygarlığın kurulmasında, orduların sevk edilmesinde, şehirlerin inşa edilmesinde bedava işçi tedariği vs gibi konularda din olmazsa olmaz bir kumanda metodu idi ve bizi ağaçların arasında geyip avlayarak hayat geçirmeden uygar topluma taşıdı. Ödüller ve cezalar ölümden sonraya fatura ediliyor olması, sonsuz yaşamın haczedilir gösterilmesi insanları disiplinde tuttu. Ama günümüzde cezalara yargı, ödüllere para var. Hemde bu dünyada harcanabilir gerçek ödül tahsilatı veya can yakacak uygulanabilir cezalar.
    İnsanın ilk yılında anne sütüne ihtiyacı olduğu gibi, insanlığında ilk dönemlerde dine ihtiyacı vardı. Ama 40 yaşına gelipte hala anne sütü diye diretmek ...

  • #2
    Tanrının varlığı da yokluğu da akıl yoluyla saptanamaz. Deney ve gözlemle bilimsel olarak da kanıtlanamaz. Ama bu değersiz olduğu anlamına gelmez, sadece bilimin işi değildir.
    Budizim, Animizim gibi Tsnrısız dinleri ya Deizm gibi dinsiz Tanrı inancını bir tarafa bırakırsak, Tanrı ve din inancı özünde Vahiye inanmaktır.
    İnanırsan gerçektir.
    Gerçeklik tanımına karşı çıkıyorum.Hakikattır veya doğrudur denebilir ama gerçek denemez.Gerçek nesneldir.Inanç nesnel olamaz,tabii felsefi açıdan söyledim.🤗
    Hayatta kalma içgüdüsü - ölüm korkusu - hayali bir çıkış yoluna bağımlılık = bilimin ilerleme hızını kısıtlayan önemli bir sebep olmaya devam ediyor. Üstelik üst düzey eğitimli kesimde bile..
    Temelsiz İnançlara dayanarak insan öldürülüyorsa, buna saygı duymaya karşı çıkıyorum...
    İnanç masum bir şey değil ve hiç olmadı...
    İnanç insanların uzaktan kumandasıdır ve başka insanların elindeki kumandadır bu. Kula kulluk etmenin kestirme yoludur. Bilim insanlarına düşen önce kendi içgüdüsel korkularından sıyrılıp halkın boynundaki zincirleri sökmesine yardım etmektir
    Özellikle Spinoza'nın hayatı bence iyi bir örnek.Herkes okumalı bence.
    Irwin Yalomun ,"Bir Nazi Subayının Spinoza problemi" kitabı şahane tavsiye ederim.
    Hitler 5-6 milyon insanı din adına mı öldürdü?
    Dr Mengele’nin yaptıklarını düşünün!
    Bin senedir farklı inançlara kafirdir diye saldırılıyor ,tarih dolup taşıyor bunlarla kimsenin umrunda değil
    Haçlı seferleri, osmanlı zaferleri ve din bayrağı ile yapılan tüm istilalar aslında yöneticilerin kişisel çıkar ve egoları için yapıldı. Hitler daha dürüst davranıp bunu din adına yapıyorum demedi.
    Spinoza panteisttir; Tanrı doğadır ya da tersi. Tanrı evrenin yaratıcısı değil kendisidir, ahiret inancı yoktur, yani ödüllendiren ya da cezalandıran bir Tanrı yoktur.
    Spinoza da Einstein’ın Tanrısına inanır.
    Ateistler Spinoza’ya “utangaç ateist “ derler 😀
    Agnostic olmak dürüstlük aslında... Panteizm de görünen doğal düzen zaten...
    Bir agnostik inanç ve ideoloji için canlı öldürmez, öldüremez...
    Bence ders alınacak çok şey vardı.Tüm insanlık için ve aydınlanmanın descartesle beraber en önemli ismidir Spinoza.Beğenmesende onun gibi insanlara çok şey borçluyuz.Ben söylemiyorum tüm filozofların ortak görüşü.
    Dini savunur durumda değilim Arkadaşım dikkat ederseniz.
    Sadece kötülüğün sadece din üzerinden işlendiği görüşüne karşıyım.
    Din adına da, bilim adına da, herhangi beş bir şey uğruna da suç işlenebiliyor.
    Kötülük tartışması din üzerinden değil de ahlak üzerinden yapılmasının doğru olduğu düşüncesindeyim.
    Ben de bir kitap önerisinde bulunayım;
    Kötülüğün sıradanlığı / Hannah Arendh
    Ama yine de inançlar çok kullanışlı bir vasat oluşturuyor. Bu şekilde inanç üzerinden dönen kötülükler sıradanlaştırılmamalı...
    Kapitalizm, sosyalizm ve dinler hep insanlığın üretimi, yol'da oluşturduğumuz kültürler, mistisizm yüklenmediği sürece engel teşkil etmezler
    Haşaa🙄 Spinoza’ya laf etmek bana düşmez, bilgim yetmez herşeyden önce.
    Spinoza’yı çok beğenirim ve okurum anladığım kadarıyla.
    Ben İrwin Yalom’ un kitabını çok basit bulduğumu söylemek istedim.
    İnancın diğerlerine göre daha önemli bir tehlikesi var... Diğerleri insan yapısı olduğunu inkar etmiyor zaten... Mücadele daha kolay...
    Ben fikirlerini savunmuyorum.Sadece fikirleri için verdiği mücadeleyi değerli buluyorum.O fikirler kendi çağı için değerli idi.Biz artık modern çağı geçtik.Postmodern çağdayız.😎
    Canlılara değer biçmek ve sıralamaya koyup önem sırası atfetmek antik çağdan kalma bir düşünce,insanın büyüklük kompleksi.Bir Pandemi olur insan ne olduğunu anlar.
    Tolga Arkadaşım, ben kahve elimde keyifle sohbet ediyorum sizinle, rahatsızlık vermek ne demek? Ben öyle görmüyorum, sizin de öyle görmenizi istemem. (Birazdan da yürüyüşe çıkacağım. O yüzden bana hitaben yazılan bazı şeyler cevapsız kalabilir).
    İnsan sadece okuyarak değil, tartışarak da öğrenir, fikirlere saygı derken kastetmek istediğim buydu aslında.
    Cemil Meriç der ki; bir tartışmayı kaybeden, aslında kazanandır. Kaybeden bilmediği bir şeyi öğrenmiştir.
    Burası sohbet için uygun bir format olmasa da ben buradaki yazışmalarımıza böyle bakıyorum.
    Agnostikler için farklı bir tanımlama yapmıştı o yazar, yanlış hatırlamıyorsam “ kafası karışık ateist” demişti😂
    Ben de senin kafadayım
    Hemşo Erdal👍
    Kesinlikle katılıyorum.Bununla birlikte, "ancak" diyerek haklılık yüklemeye yönelik her türlü ötekileşmeyi sağlıklı düşünmek te olanaksız.Bir düşünceyi ya da inancı beğenmeyebiliriz, sağlıksız ve hatta tehlikeli bulabiliriz, dert değil. Bunun için de kuşkusuz nereden baktığımızdan bağımsız olarak o düşünce için sağlıklı bir tartışma platformunda değerlendirme yapılabilir.(Bunu yazmak durumu bile gülünç geldi şimdi.) İnançlar için tartışmaksa gerçekten gereksiz geliyor. Çok yaşadım. Genellikle değiştirilemez doğmalar çünkü. Değişim için içsel bir itki gerekir ve bu da o kişi dışında başkasının görev ya da sorumluluğu değil.
    ***
    Espri ve alay arasındaki ince çizgiyi ve empati duygusunu korumak her tartışmanın süpabıdır. ( Spinoza'nın düşüncelerine ne ad verildiğini önemsemeksizin kendi adıma o fikirde oldupumu belirteyim.) Ayrıca her inanca da, başkalarının inançsızlık dediği bana göre bir inanç sistemi olan ateizm inancına da saygılıyım.Kutsal kabul etme ihtiyacı duymaksızın:))
    Fatma önerdiğin kitabı en kısa zamanda okuyacağım. Tolga'nın sevdiği kitabı da sevmiştim ayrıca.
    O yıllarada Sipinozanın amacı neydi ;Bu projenin amacı, kamu alanında yüksek sesle söylenmesi zor ve tartışma uyandıracak sorular sormak, karşılıklı düşünceler aracılığı ile birbirimize meydan okumayı sağlamak ve mümkün olabildiğince geniş bir katılımcı kitlesine ulaşmak ve de onları heyecanlandırmaktır. Ya kullan ya da kaybet der bir İngiliz atasözü. Bu atasözü ifade özgürlüğü için geçerlidir. Birlik, herkesin her zaman aynı düşüncelere sahip olması anlamına gelmeyebilir. Güçlü bir grup her tür düşünceye sahip insanları içinde barındıran ve de bu farklı düşüncelerin bir araya gelmesi ile canlı kalan dinamik bir oluşum olarak da algılanabilir.
    İnanç,herkesin kendi iç dünyasında kabul ettiği veya etmediği farkındalık hali. Burada insanlar birşeylere inanmıyor olabilir ama inanıyor da olabilir. Tartışmaları saygı çerçevesinde yapmakta fayda var. Saygıyı Cenk'in söylediği gibi herkes hakediyormu? Bence de hak etmiyor. Futbol çok güzel bir oyun.Premier ligi(İngiltere)seyrederken çok zevk alıyorum ama 4. lig bile olmayan amatör ligde kavga,döğüşlü bir maçı seyredemiyorum bile,hatta ona futbol dahi diyemem. Yani ona saygı duymadığım gibi İşid denilen güruha,mevali konusunu uygulamaya çalışana da saygı duymam. Ayrıca onlar zaten gerçek Kuran ve sünnet uygulamalarında yok.
    Yani ne dinde var, ne yok, tam olarak ve bunlara (kendi doğrularımıza) azgın kitleleri nasıl ikna edeceğiz ❓
    Kur'an ve sünnet de muğlak kavramlar... Kelimelerin anlamları, iniş zamanları, yürürlükten kalktığı söylenen ayetler vb, hep çok tartışmalı konular...
    Fanatik, faşist ve duygusal şiddet te dahil olmak üzere her canlıyı, hatta cansızı kapsayan her türlü yanlı uygulamalar. Bunlar o ülkenin kanunlarına bile uygun olsa, özgür, değwrlendirmelerini yansız yapabilen "birey" olmuş vicdanları yaralıyorsa sıkıntıdır.
    Bu nasıl bir şeydir.. vahiy nedir, kitap iner mi arkadaş? Psikotik bir durum.
    "Ey Muhammed! Biz seni ancak bütün insanlara bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik."
    Biz kimdir?
    Körükörüne bilgisiz inananlar, diğer grup bağnazlar.. bunlar bir yana bilgili inananlar var, tanrı’ya, hakikate.. Hakikat olması mümkün olmayan bir şeydir.. ona göre bana göre bir hakikat olmaz.. insanın kendi hakikatleri, kendi gerçekleri olur, ki bunlar da değişkendir, anla değişir, baktığı yerle değişir, başkası üzerinden bakıldığı yerle değişir, gerçeklik de ancak (bilim de buna dahil) dogmalarla açıklanabilir. Dinleri bir yana bırakıyorum (çünkü her biri yanlış ve doğrularıyla birer felsefik akımdan ibaret), tanrı’yı bulmak bence her bir insanın kendi doğasındaki metafizik eğilimi olup olmadığına bağlı.
    Yani açıklayamadığın şeyleri üste havale (transcendent) ki bunun doğuştan olduğunu düşünüyorum, yani Transcendent doğanlar buluyor, olmayanlar bulmuyor. Bize maalesef bu gen verilmemiş.. keşke olsaymış, hiç değilse nihai huzur olurdu..
    Evet haklısın,manuplasyona çok açık kitleler ve manuple eden ve durumu kendi lehlerine çevirip buradan rant kazanmaya çalışanlar da var. Zaten klasik sosyo ekonomik standartlar da böyledir(arz-talep dengesi).Talep etme ki arz edemesin. Veya arz edileni talep etme. Peki bu nasıl olacak. Bireysel ve toplumsal bilinçlenmeyle. Bireysel olanı kişi kendisi ve küçük,yakın çevresiyle,toplumsal olanı da ancak devlet kanalıyla yapılabilir. Ama her ikisi de suistimale açık tabii ki.O nedenle kafatasının içindeki beynin aklını kullanmak lazım . Her halukarda farklı ve zıt kutuplar olacak,bilgilenip aklı da kullanarak zıtlaşmanın negatif etkilerini minimize ederek insanlık enerjisini ,birbirini ve çevreyi yok etmektense toplum için kanalize etmeye çalışmak en mantıklı yol.
    2.el gibi bu millet..Yıllardır kullanılmış,hala da kullanılmaya devam ediyor.. Bir uyanış beklemek çok zor..Adam sürünüyor , hala erdoğan diyor ... Bunda da en büyük etken dini çok iyi kullanması...
    Düzgün eğitirsen öyle olmayacak. Ama şimdi de konu şu olacak. Düzgün eğitim ne? İşte insanoğlunun ikilemi. Şu mu? Bu mu? Hep olacak olan aslında bu. Yani o mu doğru bu mu doğru tartışması. Bu da normal ve olması gereken bir şey. Doğamızda var. Önemli olan kırmadan,dökmeden bu ikilemlerden geçebilmek.
    Arkadaşlar Özcana katılıyorum. Burda inanç konuları konuşmak dipsiz kuyuya taş atmak gibi. Bu sanat filozofi bilim dalı vs değil ki tartışma ile bir şeyler karşılıklı kazanalım. Herkesin inancı veya inançsızlığı kendine. Bu konuları burda tartışınca inanmayan inançlı, inançlı da inanmayan mı olacak. Vereceği artı değer ne, bu konuları konuşmanın.

    Yorum yap


    • #3
      Sevgili Ahmet din konusunda Sahabeler anlaşamamış.Hz.Osman öldürülmüş,Ali ile Muaviye,Ali ile Hz.Aişe savaşı ortada .doğru din diye bir şey olsa bu kadar fraksiyon,bu kadar ayrım olmazdı.Bu savaşlar siyasi diyeceksin ,gerçekten inanmış biri siyasi çıkar peşinde koşması üstelik dinin kurucularının bunu yapması bana garip geliyor...
      Bunlar Aziz Nesin'in zübük romanından uyarlanan Kemal Sunal filmini bile , iktidar olduklarından beri bir kez tv'de gösterilmesine izin vermediler..Aslında bu siyasetçilerin gerçek yüzünü gösteren güzel bir filmdi ...Milletin hiçbir şekilde uyanmasını istemiyorlar..Toplum mühendisliği çerçevesinde saçma sapan diziler,yarışma programları, yemek programları, evlendirme programları ile milleti uyuttular ve uyutmaya devam ediyorlar..
      Kimse kusuruma bakmasın. Gruplarda 2 kırmızı çizgim var. Atatürke ve devletime hakareti ve de inancıma olan hakareti veya bu konuları tartışmaya açmayı kabul edemem. Ben de kimsenin inancına karışmam. Bence siz de bu konuları tartışmaya açmayın. Kimseye yararı olmaz, gerilimden başka.

      Yorum yap


      • #4
        bu konuda son yorumumu yapacağım. Bana göre yapılan hata din tüccarlarına, yobazlara, dini kullanan sahtekarlara bakarak, bunların yaptıklarına göre Kuran ve Allah hakkında yorum yapmak. Bunlar ne Allah'ın ne de İslamı temsilcileri. Kendileri kendine böyle bir görev icat etmiş. Bugün internette her türlü yararlı bilgi almak da mümkün nasıl bomba yapılacağını öğrenmek de mümkün. İnsanoğlunun niyetine ve yaptıklarına göre İnternet çok faydalı veya zararlı diyemeyiz. Ortaçağda da Hristiyanlık böyleydi. Dini kullanmanın dibine vurdular. Her türlü rezaleti kendileri yapar, ama halka herşey yasak. Onlar bunu büyük ölçüde aştılar. Ama İslam coğrafyası bunu aşamadı. Dini kullanmak, dini kalkan olarak kullanıp jer türlü kirli pis emellerini devam ettirmek isteyen insanlarla dolu. Ama ben bu insanları örnek göstererek İslam ve Kuran hakkında yorum yapılmasına karşıyım.
        Çok iyi özetlemişsin. Ben de tam bu dipsiz kuyuyu anlatmaya çalışıyordum. Kimse kimseyi inanç anlamında değiştiremez. Birinin doğal gördüğünü başkası hakaret ye kabul edebilir üstelik. Çünkü her birimiz inançlarımızı bilinçli ya da bilinçsizce ya da inançsızlığımızı içselkeştiriyoruz. Birbirimizi germenin hiç birimize bir yararı yok. Zaten de bu grupta bu konuda yıllardır bir arpa boyu yol gidilemediğini görmedik mi? Herkes neye inanırsa inansın, vaşkasına karışmasın. Bir de hak ve özgürlükler boyutunda din hükümlerini işe karıştırmasın. Nokta.Biz de enerjimizi başka leyler için kullanalım. Hepsi bu.

        Yorum yap


        • #5
          Tanım olarak katıldığım bir bakış biçimi. Sanırım psikolojik temellerinde de "nihai kurtarıcı" savunması var. Bazen psikolojik olarak günlük yaşamda da "Allah'a havale ediyorum" dediğimiz şey kabaca... O kadar sık kullanılır oldu ki. Hastane parasını ödememek için bile çok sık kullanılan bir davranış oldu. Madde kullanırken böyle bir kaygısı olmayan bir hasta ve yakını "Cumadan geliyoruz parayı bugün ayarlayamadık" şeklinde bir açıklamada bulunmuştu. Bir başka gün "mesai bitti benim biryerlere yetişmem gerekiyor dediğimde" ki bende katı bir mesai anlayışı yoktur! "Ama ben cumaya gittim beni dinlemek zorundasınız" diye bir cevap almıştım. Bunlar tabi en masum "savunmalar". Yıllar önce "nitelikli cinsel taciz" suçlaması ile yargılanan bir hasta kimliğindeki kişi "Allah benim önüme onu çıkartarak öyle nasip etmiş" gibi bir savunmada bulunmuştu. Ben de günümüzde nicelik olarak artan " Rabbilalemin Elhamdülillah İnşallah Maşallah Çok şükür Allah'ıma bin şükür" gibi sözlerin çoğu aslında "utanma ve suçluluk" aklama ! Söylemi taşıyor gibi geliyor bana... 10 yaşına kadar günün büyük kısmını kuran okuyarak geçiren babaannemin yanında geçirdim. Korkmasın ve yalnız kalmasın diye odasında yatırırlardı beni. O kuran okur bende gaz lambası ışığında ders çalışırdım. Onun şükretmesine çok az rastlıyorum artık.. Paylaşmak istedim. Aydınlatıcı bir yazı. Teşekkürler Ertuğrul... Iyi ve sağlıklı günler herkese..

          Yorum yap

          Daha önce girdiğiniz içerik kayıt edilmiştir.içeriği geri yükle yada Sil.
          Auto-Saved
          Smile :) Stick Out Tongue :p Wink ;) Mad :mad: Big Grin :D Frown :( Embarrassment :o Confused :confused: Roll Eyes (Sarcastic) :rolleyes: Cool :cool: EEK! :eek:
          x
          Hazırlanıyor...
          X